19 Mart’ta yaşanan ekonomi yönetimi değişikliğinin ardından piyasalarda büyük bir sarsıntı yaşandı. Borsada şirketlerin toplam değeri 2 trilyon TL düştü, Türkiye’nin risk primi 150 puan artarak borçlanma maliyetini tırmandırdı. Ekonomist Mustafa Sönmez ve Prof. Dr. Emre Alkin, yaşananları büyük bir yoksullaşma ve ekonomi politikalarında çöküş olarak yorumladı.

REZERVLER 25 MİLYAR DOLAR ERİDİ

Mustafa Sönmez, 19 Mart’ı “darbenin ekonomik karşılığı” olarak değerlendirdi. Sönmez, X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan yangını devasa bir enflasyon ve yoksullaşma yaratmışken, 19 Mart darbesiyle rezervler 25 milyar dolar eridi, borsa şirket değeri 2 trilyon TL düştü. Risk primi 150 puan arttı. Borçlanma maliyeti enflasyonu tırmandıracak. Dezenflasyon çöktü, yine yoksullaşma.”

Dolar Için 50 Tl Tahmini! Koşulu Açıkladı (1)

Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin de, rezervlerdeki kaybın arka planını şöyle açıkladı: “Döviz talebini piyasadaki TL’yi kısıp rezervlerden satarak azaltmaya çalışmak kısmen başarılı olur. Ama güven ortamı sağlanmadıkça döviz kurları her fırsatta boşluğu kapatacaktır. ‘Rekor rezerv’ sözlerinin bir anlamı yok. Bu rezervler bir çırpıda eriyebiliyor.”

YÜKSEK FAİZ POLİTİKASI DÖVİZ BORCUNU KATLADI

Emre Alkin, özel sektörün döviz borcuna dikkat çekti. Göreve gelen yeni ekonomi yönetimi öncesinde 125 milyar dolara kadar inen özel sektör döviz borcunun, yüksek faiz-düşük kur politikası nedeniyle yeniden 180 milyar dolar seviyesine çıktığını belirtti. Alkin, bu durumu “Kur hareketi yeniden endişe verici hale geldi” şeklinde değerlendirdi.

Alkin ayrıca, ekonomi yönetimine yöneltilen eleştirileri hatırlatarak şu sözleri kullandı: “Uzmanlar doğru yorum yaptıkça karar alıcılar da doğru yönlendiriliyor. Ama ‘toplantılara bizi çağırmazlar’ diye ekonomi yönetimine güzelleme yapanlar en büyük kötülüğü yapıyor. Bilginin yanında cesaret olmadığı zaman bir işe yaramıyor.”

BORSA VE BANKACILIKTA TARİHİ KAYIPLAR

19 Mart’tan itibaren yalnızca üç gün içinde Borsa İstanbul’daki şirketlerin toplam değeri 2 trilyon TL eridi. Türkiye Hazinesi’nin borçlanma maliyeti yüzde 12 arttı. Ülkenin risk primi 150 baz puan yükseldi. Bu gelişmeler, Türkiye’nin dış borçlanma koşullarını daha da ağırlaştırdı.

Uzmanı Dolara 38 Tl Için Tarih Verdi

Bankacılık sektörü de sert darbe aldı. 2000 krizinden bu yana ilk kez bankalar bir haftada yüzde 26 oranında değer kaybetti. Uzmanlara göre bu tablo, ekonomi yönetiminin uyguladığı yüksek faiz ve kur baskılamasına dayalı politikaların kırılgan yapısını ortaya koydu.

DEZENFLASYON POLİTİKASI ÇÖKTÜ

Mustafa Sönmez, mevcut politikaların enflasyonla mücadelede tamamen iflas ettiğini vurguladı. Sönmez, dezenflasyon hedefinin çöktüğünü, bunun yerine daha da şiddetlenen bir yoksullaşma sürecinin başladığını belirtti. Faiz artışlarının ve dövize müdahalenin piyasadaki güveni sarsarak enflasyon sarmalını büyüttüğünü savundu.

Prof. Dr. Alkin de benzer bir değerlendirmede bulundu. Alkin, döviz kuru üzerindeki yapay baskının sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “Merkez Bankası döviz almasa kurlar düşer” diyenlere seslenen Alkin, bu söylemin bir şehir efsanesi olduğunu belirtti.

Döviz Piyasasında Kritik Dönem! Dolar Tahmini Geldi (2)

GÜVEN EKSİKLİĞİ KIRILGANLIĞI DERİNLEŞTİRDİ

Her iki ekonomist de, mevcut kriz ortamında en büyük sorunun güven eksikliği olduğunu vurguladı. Emre Alkin, “Yanlış reçeteden tedrici şekilde uzaklaşmakta fayda var” diyerek ekonomi yönetiminin yeniden yapılanması gerektiğini ifade etti. Sönmez ise, yaşananları “yeni bir yoksullaşma dalgası” olarak tanımladı.

Kaynak: ABC POLİTİK HABER MERKEZİ