CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Toplantıda Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonrası gelişmeler, DEM Parti’nin ziyaretleri ve 23 Mart’ta yapılacak ön seçim ele alındı. CHP kurmayları, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesi bağlamında ele alınması gerektiğini belirtti.
KÜRT SORUNU VE DEM PARTİ İLE TEMASLAR
CHP MYK toplantısında, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrı sonrası gelişmeler ve DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan’ın CHP Genel Merkezi’ne yaptığı ziyaret masaya yatırıldı. CHP kurmayları, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesi ile doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Çözüm zemininin TBMM olması gerektiğini vurgulayan kurmaylar, sürecin iç politikaya tahvil edilmeden ve kişisel çıkar gözetilmeden yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Kurmaylar, Cumhur İttifakı’nın konuyu kendi içinde değerlendirmesi gerektiğini belirterek, “Önce Cumhur İttifakı ne yapacağına karar versin. HÜDA PAR’a sorsunlar bakalım, ne düşünüyor diye. Yavru ortakları DSP ile aynı yerde mi duruyorlarmış?” ifadelerini kullandı.
"İÇ POLİTİKA MALZEMESİ YAPILIYOR"
DEM Parti Eş Genel Başkanlarının ziyaretini değerlendiren CHP kurmayları, “Kürtler ‘Sorunum var’ diyorsa sorun vardır. Kurucumuzun ilkesi ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’tür. İç barış olmadan dış barış olmaz. Çözüm yeri Meclis’tir. Daha önce de söyledik, dinlemediler. Geçen sefer de benzer hataları yaptılar çünkü sadece iç politika devşirmeye çalışıyorlar” açıklamasında bulundu.
CHP’nin Kürt sorununa yaklaşımının 40 yıldır değişmediğini belirten kurmaylar, “Barış olsun, şehit vermeyelim’ diyen bir partiyiz. Ülkenin cumhurbaşkanı ortada yok, ağzını bıçak açmıyor. Tayyip Erdoğan inisiyatif alsın, çıksın, düşüncelerini açıklasın. Sürece zarar veren Erdoğan'ın kaçak dövüşmesidir” ifadelerini kullandı.
“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE CHP DAHİL OLMAYACAK”
Cumhur İttifakı'nın süreci iç politika malzemesi haline getirdiğini vurgulayan kurmaylar, CHP’nin anayasa değişikliği sürecinin içinde yer almayacağını belirtti. “Anayasa’ya uymayan biriyle Anayasa konuşmayız. Anayasa konuşacağımız gün gelecek. Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı olacak, Meclis kurucu meclis işlevi görecek. Türkiye parlamenter sisteme dönmek için çalışmalarını yapacak” ifadeleri kullanıldı.
Kurmaylar, “Meclis zemin olmalıdır, şehit aileleri ve gazilerin kabul etmeyeceği hiçbir şey yapılamaz. Süreç iç politikaya tahvil edilmeden, kişisel çıkar devşirilmeden yönetilmelidir” dedi.
“BAHÇELİ ŞEHİTLERİ VE GAZİLERİ ANMAZ OLDU”
CHP MYK üyeleri, sürecin şeffaf yürütülmediğini ve hukuksuzlukların devam ettiğini belirtti. “Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay hâlâ cezaevinde. Kayyım uygulamaları devam ediyor. Sorumluluğumuz 86 milyonun tamamına ve şehit aileleri ile gazilere. Onları dışarıda bırakan hiçbir formül CHP tarafından kabul edilemez. Ne hikmetse Bahçeli’nin ağzından şehitleri, gazileri duymaz olduk” eleştirisini yöneltti.
CHP’NİN ÖN SEÇİM HAZIRLIKLARI
MYK toplantısında CHP’nin 23 Mart’ta yapacağı ön seçim de gündeme geldi. Kurmaylar, bu adımın AKP’nin beklemediği bir karar olduğunu belirtti. CHP üyelerinin kayıtlı oldukları il dışında istedikleri yerde oy kullanabileceğini ifade eden kurmaylar, “İnsanlara ekonomik olarak yara açmak istemiyoruz. İlgili ilçe başkanlığına giderek ‘Oyumu burada kullanacağım’ derse istediği ilde oy kullanabilecek. Listeler ona göre düzenlenecek” bilgisini paylaştı.
Kurmaylar, CHP’nin üye sayısının 1 milyon 744 bin 588’e ulaştığını ve 1 milyonun üzerinde bir katılım beklediklerini belirtti.
“TÜRKİYE’NİN MUHALEFET DEĞİL, İKTİDAR PROBLEMİ VAR”
CHP kurmaylarına, eski Genel Sekreter Gürsel Tekin’in yeni bir parti kuracağı yönündeki iddialar da soruldu. Kurmaylar, “Öyle uygun görmüşse canı sağ olsun” yanıtını verdi.
Kurmaylar, CHP’nin hiçbir muhalefet partisine muhalefet etmeyeceğini vurgulayarak, “Türkiye’nin muhalefet problemi yok, iktidar problemi var. AKP’nin sorun çözme potansiyeli bitmiş durumda. Sorunun kendisi AKP” ifadelerini kullandı.
"AKP, İMAMOĞLU’NU YARIŞ DIŞI BIRAKMAK İSTİYOR"
Kurmaylar, AKP’nin CHP’yi itibarsızlaştırmak, toplumu sindirmek ve rakibini ortadan kaldırmak üzerine kurulu üç stratejisi olduğunu belirtti. “Birincisi için kayyımlar atıyor, davalar açıyor, belediye başkanlarına operasyonlar düzenliyor. İkincisi için TÜSİAD Başkanı’nı, Ayşe Barım’ı, gazetecileri ve yazarları içeri alıyor. Üçüncüsü için ‘Ben İmamoğlu ile yarışamam, ondan kurtulacağım’ diyor. Dosyalarla yıldırmaya çalışıyor, siyasi yasakla tablo dışına çıkarmayı planlıyor” değerlendirmesi yapıldı.