AKP-MHP iktidarının yargı eliyle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na dönük hamlesi, ekonomideki kırılgan zemini sarstı. Dolar 40 TL’ye, avro 43 TL’ye dayandı. Ekonomistler, siyasi müdahalelerin ekonomiyi uçurumun kenarına sürüklediğini söylüyor. Merkez Bankası rezerv satışına rağmen kuru tutamadı. Piyasada panik büyüyor, güven eriyor.
MUSTAFA SÖNMEZ: ADALET OLMADAN PİYASA YATIŞMAZ
İktisatçı Mustafa Sönmez, kurdaki tırmanışa karşı TCMB’nin rezerv yaktığını vurguladı. Sönmez, kamu bankaları üzerinden döviz satışıyla çıkışın yavaşlatılmak istendiğini belirtti. TL faizi artışının da gündemde olduğunu söyledi. Ancak asıl çözümün hukuk olduğunu şöyle ifade etti:
“Piyasayı yatıştıracak tek şey ADALET! İBB yargılamasındaki rezaletten dönüş ŞART.”
BABUŞCU: HUKUKUN OLMADIĞI YERDE GÜVEN OLMAZ
Ziraat Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Babuşcu da benzer mesaj verdi. Sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Hukukun Üstünlüğü Olmadan Güven Olmaz… Ekonomi, yatırım, sosyal barış… Hepsi hukukun özgürlüğüne bağlı. Güçlü bir gelecek, kişilere göre değişmeyen, herkes için adil işleyen bir sistemle mümkündür…”
DEMİRALP: SİYASİ GERGİNLİK EKONOMİK BEDELİ KATLIYOR
BBC Türkçe'ye konuşan Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, ekonomik riskin arttığını söyledi. Demiralp, “Bu maliyetleri daha yüksek kur, daha yüksek enflasyon, daha yüksek faiz ve yavaşlayan büyüme olarak özetleyebiliriz” dedi. Siyasi krizin etkilerini ise şu sözlerle açıkladı: “Yaşanan siyasi krizin ekonomik yansımalarının oldukça ciddi olacağını öngörmek mümkün.”
Demiralp, son üç günde 25 milyar dolarlık rezerv satıldığını belirtti. Bu tutarın, swap hariç rezervin yüzde 38’ine denk geldiğini ifade etti. Şu değerlendirmeyi yaptı: “Yaklaşık iki senedir Türk toplumu olarak yüksek faiz ve düşük büyüme ortamına katlanarak ödediğimiz ağır bedel ve bunun sonucunda elde ettiğimiz sınırlı kazanımların önemli bir kısmının kaybedilmiş olduğunu, iyi kötü bir dezenflasyon patikasına girmiş enflasyon üzerindeki yukarı yönlü baskıların tekrar arttığını görüyoruz.”
Demiralp, Merkez Bankası’nın artık rezerv silahı kalmadığını belirtti. “Yolun bundan sonrasında TCMB'nin kur üzerindeki baskıları kontrol edebilmek ve Türk lirası varlıkları cazip hale getirmek için daha yüksek faiz vermekten başka çaresi yok. Ancak bu, toplumun geri kalanı için bir doz daha acı reçete anlamına gelecektir” ifadelerini kullandı.
LENGER: CDS YÜKSELDİ BORÇLANMA MALİYETİ ARTTI
Prof. Dr. Aykut Lenger, yaşanan krizin ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Lenger, “İmamoğlu'nun hafta sonu tutuklanması ile yeni bir aşamaya girmiş bulunuyoruz. Serbest bırakılma kararı ile tersine çevrilebilecek olan bu güvensizliğin, tutuklama kararı ile artacağını tahmin etmek güç değil” dedi.
CDS priminin 250’den 300’ün üzerine çıktığını vurgulayan Lenger, dış borç faizlerinin arttığını söyledi. Merkez Bankası’nın döviz satışı ve likidite adımlarına rağmen piyasadaki huzursuzluğun süreceğini belirtti. “Piyasalarda ekonomi yönetiminin başa çıkması gereken huzursuzluğun devam edeceğini öngörebiliriz” şeklinde konuştu.
Yerleşik halkın dövize yönelme riskine de değinen Lenger, sosyal medyadaki mevduat çekme çağrılarının etkili olabileceğini belirtti.
ÖZATAY: KUR YÜZDE 3,5 ARTTI EKONOMİ PROGRAMI ÇÖKER
Eski TCMB Başkan Yardımcısı Fatih Özatay, Yetkin Report’ta yayımlanan yazısında kurdaki artışı değerlendirdi. Özatay, “20-25 milyar dolar döviz satılmasına rağmen, kur gözaltı öncesine kıyasla yüzde 3,5 daha yüksek” dedi.
Merkez Bankası’nın faiz sınırını yükselttiğini, döviz likiditesini çekmek için senet çıkardığını belirtti. Ancak siyasi kriz derinleşirse, şu tabloyla karşılaşılacağını ifade etti: “Döviz cinsinden borcu yüksek olan şirketlerin bilançoları bozulur. Büyüme durur, işsizlik yükselir. O zaman, ekonomi programının raf ömrü tümden biter.”
Özatay, Türkiye’nin yıllardır düşe kalka ilerlediğini söyledi. Geleceği ise şöyle değerlendirdi: “Sonra birkaç yıl yüzde 3-5 büyüme. Sonra muhtemelen ekonomide daralma. Sonra yine yüzde 3-5 büyüme. Yüzde 25-35 arasında kalırsa sevinilecek bir enflasyon oranı. Sık sık enflasyonda sıçrama.”
İRIS CİBRE: SPK PANİĞİ ÖNLEMEYE ÇALIŞIYOR
Piyasa analisti İris Cibre, SPK’nın aldığı kararları detaylandırdı. Açığa satış yasağının geldiğini, kredi özkaynak oranının esnetildiğini duyurdu. Şirketlerin geri alımlarının kolaylaştığını açıkladı.
“Özkaynak tamamlama satışları yavaşlayacak/duracak anlamı taşıyor” diyen Cibre, teknik detaylara da yer verdi. “20% özkaynağa düşülmesini bekleyen yatırımcı daha fazla zarar da edebilir, arada piyasa dönerse yırtabilir de” şeklinde konuştu.
Cibre, şirketlerin tahtalarını desteklemek amacıyla geri alım başlattığını belirtti. Bankalara ise henüz izin çıkmadığını vurguladı. Açığa satış yasağının, yabancı yatırımcı için ön şart olduğunu hatırlattı.
AKP'Lİ YILMAZ: PROGRAM KARARLILIKLA SÜRÜYOR
AKP’li Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ekonomi programını savundu. “Ekonomik programımızı kararlılıkla ve koordinasyon içinde hayata geçirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Yılmaz, “Cari açığımız düşük, bütçe açığımız deprem harcamalarına rağmen kontrol altında, Merkez Bankası rezervlerimiz yeterli seviyelerde, bankacılık sistemimiz sağlam, dengeli büyüme ile istihdam artışı devam ederken işsizlik oranımız uzun süredir tek hanede, temel öncelik olarak gördüğümüz enflasyon ise düşüş eğiliminde” dedi.
Ancak iktisatçılar, bu açıklamaları sahadaki ekonomik gerçeklerle uyumlu bulmadı. Ekonomide güven kaybı derinleşti. Döviz talebi arttı. Yatırımlar ertelendi. Kur şoku büyüdü. Halk daha yüksek faiz ve daha sert yoksullaşma riskiyle baş başa bırakıldı.