Türkiye’de ekonomik kriz derinleşirken yüksek enflasyon, artan maliyetler ve döviz kurları halkı zorluyor. TÜİK’in tartışmalı verilerine rağmen resmi enflasyon oranları bile yüzde 60’ın üzerinde seyrediyor. Bağımsız araştırmalar ise gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Temel gıda, kira ve enerji fiyatlarındaki yükseliş düşük ve orta gelirli kesimleri ağır şekilde etkiliyor. Ücretler enflasyon karşısında erirken, emekliler ve asgari ücretliler geçinmekte zorlanıyor.

DOLAR/TL YENİDEN REKOR KIRDI

Dolar/TL kuru 36,40 seviyesinin üzerine çıkarak tarihi zirvesine ulaştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), swap hariç net rezervlerini 71,5 milyar dolara yükseltti. Ancak bu artışın piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı kaldı. Ekonomi uzmanları, dolar/TL’nin 2025’in ilk yarısında 36,00-38,00 TL aralığında seyredeceğini belirtiyor.

Global Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Banu Kıvcı Tokalı, TCMB’nin faiz indirim sürecini enflasyondaki düşüşle yürütmesinin döviz kuruna etkisinin sınırlı olacağını belirtti. Tokalı, dolar/TL’nin 36,00-38,00 TL arasında kalacağını ifade etti. TEB Yatırım Araştırma Direktörü İbrahim Usul ise küresel ekonomik belirsizliklerin dolar/TL üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Usul, yılın ilk yarısında kurun bu bant içinde hareket edeceğini belirtti. Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan da küresel piyasalardaki gelişmelerin kur üzerinde baskı yaratacağını vurguladı.

Dolar Kaç Liraya Çıkacak! Ekonomistler Haziranı Konuşuyor (2)

FAİZ POLİTİKALARI VE ENFLASYON KISKACI

Merkez Bankası’nın faiz politikaları ve hükümetin bütçe hedefleri piyasalar için belirsizlik yaratıyor. Yüksek kamu borçlanması ve dış finansman ihtiyacı, döviz üzerindeki kontrolü zorlaştırıyor. Bankaların kredi faizlerini düşürmesi için ne beklediği tartışılıyor. TCMB’nin faiz indirimlerine devam edip etmeyeceği merak konusu. Deutsche Bank ve Morgan Stanley, Haziran ayında faiz indirim temposunun yavaşlayacağını öngörüyor.

Ekonomistlere göre, enflasyonu düşürmenin temel yolu para arzını kontrol altına almak. Ancak kamu harcamalarının ve kredilerin genişlemesi enflasyon baskısını artırıyor. 2021’den itibaren M3 para arzındaki artışın enflasyon patlamasına yol açtığı belirtiliyor. Para arzını daraltmadan enflasyonu kontrol altına almak mümkün görünmüyor.

MANİPÜLATİF ÖNLEMLER SONUÇ VERMİYOR

Hükümetin enflasyonu düşürmek için attığı adımlar sürdürülebilir değil. Et ve Süt Kurumu’nun belirli marketlere ucuz et vermesiyle fiyatların düşeceği öngörülmüştü. Ancak kasaplar ve lokantacılar stokları hızla tüketti. Halk, marketlere gittiğinde uygun fiyatlı et bulamadı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın döviz cinsinden satış sözleşmelerine yönelik düzenlemeleri de tartışmalı. Piyasalardaki enflasyonist etkileri azaltma amacı taşıdığı belirtilse de uzun vadede çözüm sunmuyor. Merkez Bankası’nın TL’yi baskılamaya çalışarak kuru frenleme çabası, döviz talebinin artmasına yol açıyor. TL’ye duyulan güven azaldıkça, yurttaşlar döviz alımına yöneliyor.

Ayrıca, yüksek gelirli kesimler dövizlerini Türkiye’de değerlendirmek yerine yurt dışında yatırım yapıyor. Türkiye’de yükselen enflasyon nedeniyle yurttaşlar, dolar bazında daha ucuz konut almak için yurt dışına yöneliyor.

Dolar Kaç Liraya Çıkacak! Ekonomistler Haziranı Konuşuyor

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE EKONOMİDE NELER OLACAK?

Ekonomi yönetimi Haziran ayına kadar kuru baskılamayı planlıyor. Ancak uzmanlar, bu stratejinin sürdürülebilir olmadığını belirtiyor. Yüksek faiz politikası, bankaların kredi maliyetlerini düşürmemesi nedeniyle reel sektörü olumsuz etkiliyor. Enflasyon kontrol altına alınmadan faiz indirimi yapılırsa döviz kuru ve fiyat artışları hızlanacak.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz, küresel gelişmelerden de etkileniyor. ABD’deki siyasi belirsizlikler, Avrupa’daki durgunluk ve küresel piyasalardaki hareketlilik Türkiye ekonomisini doğrudan etkiliyor. Altın, küresel belirsizlik ortamında yatırımcılar için güvenli liman olmaya devam ediyor. Türkiye gibi ülkelerde dövize olan ilginin süreceği öngörülüyor.

Türkiye’de halkın alım gücü hızla erirken, ekonomi yönetiminin aldığı önlemler piyasalarda güven yaratmıyor. Döviz kurları, faiz politikaları ve yüksek enflasyon baskısı, önümüzdeki aylarda ekonomide büyük dalgalanmalara yol açabilir.

Kaynak: ABC POLİTİK HABER MERKEZİ