Tarih, siyaset ve Satürn hayalleri

1789 Fransız Devrimi, dünya siyasetinde ilerici siyasi ve toplumsal devrimlerin ana ilham kaynağı olarak düşünülebilir.

1789 Fransız Devrimi, dünya siyasetinde ilerici siyasi ve toplumsal devrimlerin ana ilham kaynağı olarak düşünülebilir.

Bu devrimin yaydığı dalganın etkisi, dünyanın uğramadık bir jeopolitik coğrafyasını bırakmamıştır. Devrim, mutlak monarşi, kilise ve feodalitenin kurumlarını adeta siyasi sahneden silmiştir.

Tarih sahnesine çıkan modern sınıflar, ilham kaynaklarını aydınlanma filozoflarının eserlerinden ve bu düşünürlerden etkilenen yeni siyasi liderlerden almışlardır; bu ihtilalin dünyaya armağanı “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi” olmuştur.

Bu devrim şunu da göstermiştir: Fransız monarşisinin yerine geçen, Eylül 1792'den Mayıs 1804'e kadar hüküm süren Birinci Fransız Cumhuriyeti'nde iktidarı ele geçirmek, beraberinde onu yürütmek, yönetmek, paylaşmak, kaybetmek gibi siyasetin temel gerçekleriyle de yüzleşmeyi gerektirmiştir.

Fransız ihtilalinde “Jakobenler” denilen radikal grubun “terör dönemi” olarak adlandırılan 1793-94 zaman dilimindeki uygulamaları, yine devrimin en asli unsurlarından olan ve kendini devrimin üstünde tanımladığı düşünülen popülist yönü güçlü Danton tarafından eleştirilmiştir.

Danton, Fransız Devrimi'nin baş aktörlerinden biri olmasına rağmen, jakobenlerden ayrışarak bu dönemin uygulamalarına karşı çıkmış ve Robespierre’in önderliğinde “Halk Koruma Komitesi” ile dönemin “Kamu Güvenliği Komitesi” ve onun kararlarına karşı muhalefet başlatmıştır.

“Yeniçağı” kapatıp “yakın çağı” başlatan bu devrimin sarsıcı etkisi, insanın düşünce ve eylem dünyasını günümüze kadar da etkilemiştir.

Ve yakın yüzyıllarda, doktrinler, ideolojiler, siyasi ve toplumsal hareketler, uluslaşma süreci yaşayan toplumlar bu devrimden fazlasıyla etkilenmiştir.

Fransız Devrimi'nin liderlerinden Georges Danton'un bu karmaşık dönemdeki son günlerini anlatan 1983 tarihli bir filmi Polonyalı yönetmen Andrej Wajda yönetmiştir. Filmin oyuncularına gelince, Danton’u, Gérard Depardieu, Robespierre’i ise Wojciech Pszoniak canlandırmıştır. Film, devrimi yapan Danton ve Robespierre arasındaki iktidar anlayışına dayalı çatışma, güç savaşları ve entrikaları fazlasıyla yansıtıyor.

Bu devrim, devrimlerin kaderine dönüşmüş bir süreci yaşıyor ve onu yapanların yönetme kapasitelerini yitirmeleriyle birlikte, kişisel iktidar hesaplaşmalarının egemen olmasıyla yozlaşıyor. Fransız Devrimi'nin baş aktörlerinden biri olmasına rağmen Danton, "devrimin çıkarı" için giyotine gönderiliyor. Bu durum, filmde de ifade edilen şekliyle “politik sistem etkisiyle yürütülen bir davada adaletin olmayacağını da kanıtlamış oluyor.”

Ve devrimin önderlerinden Antoine, “Danton’u giyotine gönderirsek Cumhuriyeti bir felaketten kurtarmış olacağız” derken, Maximilien Robespierre, hayır: “Danton bir idol” diyor. Bu çatışma ve taht oyunları kontrol edilemez noktaya gelince Danton’un desteklediği Camille Desmoulins, yayınladığı ünlü gazete olan Le Vieux Cordelier'i kapatıyor.

Fransız Devrimi'nin en önemli simalarından olan Danton'un şu sözü ise onun kaçınılmaz kaderi oluyor:

“Devrim Satürn gibidir. Sürekli olarak kendi evlatlarını yer.” diyor.

Ve devrim bu kurala sadık kalarak o meşhur evladını ve arkadaşlarını böylece giyotine yollayarak ölüme mahkûm ediyor.

Tarihte yaşanan ve dünyayı sarsan bu devrimler, sonraki siyasi ve toplumsal devrimlerin radikal değişimlerinde bu değişimi gerçekleştiren ana aktörleri, çoğunlukla başkalaşım geçirerek maalesef ki, tarihsel ve güncel olarak yönetim halkasından uzaklaştırmayı kaçınılmaz bir kader durumuna getirmişlerdir.