ABD Başkanı Donald Trump, Kanada'ya getirdiği ek gümrük vergilerini 30 gün süreyle durdurduğunu açıkladı. Bu karar, Kanada'da büyük bir ticari tepki doğurmuş ve Ontario hükümetinin ABD ürünlerine karşı misilleme kararını gündeme getirmişti. Ancak Trump’ın erteleme adımı, Ontario yönetimini de geri adım atmaya zorladı. Şimdi soru şu: ABD-Kanada ticari gerilimi sona mı erdi, yoksa sadece yeni bir pazarlık dönemi mi başladı?
TİCARETTE "SİLAH" OLARAK TARİFE: TRUMP’IN KALKINMACI POLİTİKASI MI, YENİDEN SEÇİM STRATEJİSİ Mİ?
Trump’ın ticaret politikaları, onun başkanlığı döneminde bir ekonomik savaş aracı olarak kullanıldı. Çin’e ve Meksika’ya uyguladığı vergiler, Amerikan iş dünyasını daha güçlü kılma iddiası taşıyordu. Ancak Kanada gibi stratejik bir müttefike yönelik bu hamle, ABD’nin aslında serbest ticaret ilkesinden tamamen uzaklaştığını gösterdi.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile yapılan görüşme sonrasında, Trump tarifelerin 30 gün boyunca durdurulacağını duyurdu. Ancak bu karar bir müzakere hamlesi mi, yoksa Kanada’dan alınan ödünlerin bir sonucu mu?
Trump, "Kanada, ABD’nin güvenli bir kuzey sınırına sahip olmasını sağlamayı kabul etti." diyerek, meseleyi tamamen güvenlik temelli bir zemine oturtmaya çalıştı. Ancak bu açıklamalar, ticari anlaşmazlığın perde arkasını gizlemeye yetmedi. Asıl mesele, ABD’nin ticari yaptırımları Kanada üzerinde bir baskı mekanizması olarak kullanmasıydı.
ONTARIO’NUN RESTİ: ABD ÜRÜNLERİ RAFLARDAN KALDIRILIYOR MU?
Trump’ın tarifeler kararı sonrası Ontario hükümeti, ABD ürünlerini hedef alan sert bir misilleme kararı aldı. Ontario Alkollü İçecekler Kontrol Kurulu (LCBO), ABD’den ithal edilen şarap, bira ve diğer alkollü içeceklerin satışını durdurma kararı aldı.
Ontario Başbakanı Doug Ford, ABD’nin tarifeleri kaldırmaması halinde "Amerikan ürünlerini raflardan kaldırmaktan çekinmeyeceğiz." diyerek açık bir mesaj verdi. Ancak Trump’ın 30 günlük geri adımı, Ontario hükümetinin de misilleme kararını şimdilik askıya almasına yol açtı.
Ford, ticaret savaşının asıl hedefinin Çin olması gerektiğini belirterek, "Kazanmak istiyorsak, birlikte savaşmalıyız, birbirimizle değil." sözleriyle ABD-Kanada ekonomik ilişkilerinin daha büyük küresel güçlere odaklanması gerektiğini savundu.
TRUMP’IN "GÜVENLİK" SÖYLEMİ GERÇEĞİ YANSITIYOR MU?
Trump, Kanada ile yapılan görüşmede asıl meselenin fentanil kaçakçılığı ve sınır güvenliği olduğunu ileri sürdü. Kanada’nın 1,3 milyar dolarlık bir sınır güvenliği yatırımı yapacağını, yeni helikopterler, güvenlik sistemleri ve personel ekleyerek sınırı güçlendireceğini duyurdu.
Trump’ın açıklamalarında özellikle "Fentanil Çarı" atama taahhüdü ve Kanada’nın organize suç çetelerini "terörist" ilan etmesi gibi detaylar dikkat çekti. Ancak bu hamleler, Trump’ın gerçek hedefinin güvenlik mi yoksa ekonomik baskı mı olduğu sorusunu gündeme getirdi.
ABD-Kanada ekonomik ilişkileri bir ticaret pazarlığı mı, yoksa Trump’ın yeniden seçim stratejisinin bir parçası mı? Sorunun yanıtı, önümüzdeki 30 gün içinde netleşecek.
ABD’NİN EKONOMİK YAPTIRIMLARI DEVAM EDECEK Mİ?
Trump, 1 Şubat’ta imzaladığı kararnameyle Kanada ve Meksika’dan yapılan ithalata yüzde 25, Çin’den yapılan ithalata ise yüzde 10 ek gümrük vergisi getirdi. Ancak Kanada’nın sınır güvenliği konusunda verdiği sözler sonrası, Meksika’ya uygulanan tarifeler de 1 aylığına ertelendi.
ABD’nin ticari yaptırımlarında güvenlik politikaları bir bahane olarak mı kullanılıyor sorusu gündemde. Çünkü Trump’ın tarifeleri askıya alması, Kanada’nın sınır güvenliği taahhüdüne dayanıyor gibi görünse de, asıl belirleyici olanın ABD iç pazarındaki ekonomik dengeler olduğu açık.
Kanada’nın ABD’ye en büyük ticaret ortaklarından biri olduğu düşünülürse, Trump’ın bu tarifeleri sürekli olarak müzakere aracı olarak kullanacağı açık. Bu 30 günlük erteleme, ABD-Kanada ekonomik ilişkilerinde geçici bir mola mı, yoksa büyük bir pazarlık oyununun ilk hamlesi mi?
Önümüzdeki süreçte, Trump’ın ekonomik politikalarının tümüyle iç siyasi hesaplarla şekillendiğini gösteren yeni hamleler beklenebilir.