Türkiye Barolar Birliği'nin önünde bir araya gelen baro başkanları ve avukatlar Anıtpark’a yürüdü. “Savunmanın Bağımsızlığı Hukuka Saygı” sloganıyla yapılan yürüyüşe 81 ilin baro başkanı ve binlerce avukat katıldı. TBB binasına “Herkes için hukuk, herkes için adalet” yazılı pankart asıldı. Avukatlar yürüyüş boyunca “Hak, hukuk, adalet”, “İstanbul Barosu yalnız değildir” ve “Yargı tek adamın hukuk bürosu olmamalı” sloganları attı.
TBB BAŞKANI SAĞKAN: “YARGI BASKI ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ”
TBB Başkanı Erinç Sağkan yürüyüş sırasında ANKA’ya konuştu. Sağkan, “81 ilimizin baro başkanları, binlerce meslektaşımız bugün buradalar. Biz bugün ‘Avukatlar Günü’nü’ kutlamak için burada bulunamıyoruz. Bugün hukuk devletini savunmak için, hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını savunmak için, en temel hakkımız olan, hukuki güvenlik hakkımızı savunmak için buradayız. Binlerce avukat, tek bir ses, tek bir bütünlükle bunu haykırıp talep ediyorlar. Hak ve özgürlüklerin teminatı olması gereken yargının, bunun aksine baskı aracına dönüşmesini kabul etmeyiz” dedi.
“MESLEK ONURUMUZU DEĞİL HALKIN ADALET HAKKINI SAVUNUYORUZ”
Yürüyüş Anıtpark’ta sona erdi. TBB Başkanı Sağkan burada açıklama yaptı. Sağkan, “Bu güzel ülkenin dört bir yanından yola çıkıp burada, Başkent’te, Cumhuriyetimizin kalbinde buluşan, sabahın ilk ışıklarıyla cübbesini omuzlayan, hakkı, hukuku ve adaleti savunmak için yola koyulan, burada olan ya da fiziken burada olamasa da yüreğiyle, zihniyle aramızda bulunan tüm meslektaşlarımı saygıyla, sevgiyle ve ortak mücadelemizin coşkusuyla selamlıyorum” ifadelerini kullandı.
“YALNIZCA MESLEĞİMİZİ DEĞİL DEMOKRASİYİ SAVUNUYORUZ”
Açıklamasını sürdüren Sağkan, “Bugün yalnızca 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla düzenlediğimiz bir yürüyüşte değil, savunma mesleğinin onurunu ve toplumsal sorumluluğunu birlikte haykıracağımız bir dönüm noktasında bir araya geldik” dedi. “5 Nisan Avukatlar Günü’nde, mesleğimizin onurunu ve hukuk devletinin temel ilkelerini savunma kararlılığımızın altını bir kez daha çiziyoruz. Avukatlar, yalnızca bireylerin haklarını değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü, adil yargılanma hakkını ve demokratik toplum düzenini koruma sorumluluğunu taşıyorlar. Hukuk devleti ilkesinin aşındığı, yargının bağımsızlığının zedelendiği ve savunma makamının sistematik biçimde baskı altına alınmaya çalışıldığı, avukatlık mesleğinin icrasını zorlaştıran hukuki, ekonomik ve sosyal engellerin giderek arttığı bir ortamda; savunma hakkını, meslek örgütlerimizin bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü koruma sorumluluğuyla hareket ediyoruz” şeklinde konuştu.
“İSTANBUL BAROSU’NA YÖNELEN SALDIRI TÜM MESLEĞE SALDIRIDIR”
Sağkan, görevden uzaklaştırılan İstanbul Barosu yönetimine ilişkin konuştu. “Bugün 5 Nisan Avukatlar Günü. Aynı zamanda, yalnızca ülkemizin değil, dünyanın sayı bakımından en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu’nun da kuruluş yıl dönümü. Ancak ne yazık ki, 147 yıllık bu köklü kurumun seçilmiş yönetimi bugün hukukla değil, haksızlıkla mesnetsiz iddialarla, hukuka aykırı yargı kararlarıyla görevinden uzaklaştırılmak isteniyor. İstanbul Barosu, istibdada da işgal mahkemelerine de karşı duruş göstermiş, darbe dönemlerinde hukukun onurunu ayakta tutmuş, bu halkın yüz yıllık bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde adaletin taşıyıcısı olmuştur. Bugün, böylesine köklü bir meslek örgütüne yönelen müdahale, yalnızca bir kuruma değil, İstanbul Barosu üyesi on binlerce meslektaşımızın iradesine ve avukatlık mesleğinin özüne dönük bir tehdit niteliği taşımaktadır. Şunu açıkça ifade ediyoruz. Baroları susturulmak istenen bir ülkede, savunmanın sesi bastırılmak isteniyor demektir. Ama biz buradayız; meslek örgütümüze, mesleğimizin onuruna ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkıyoruz. Ve biliyoruz. Bu ses, susturulamaz” ifadelerini kullandı.
“SAVUNMA SUSMADI TARİHE NOT DÜŞÜLÜYOR”
TBB Başkanı Sağkan, hukuksuzluklara karşı verdikleri mücadeleyi şöyle sürdürdü: “Baskıyla, zulümlerle bölmek istediğiniz barolar, etle tırnak gibidir. Ayıramazsınız, bölemezsiniz. 200 bin üyesiyle 81 baro, TTB’dir. Bölemez, parçalayamazsınız. Artık 5 Nisan, bu ülkenin avukatları için yalnızca bir kutlama günü değildir. Bu tarih, adaletin yalnız bırakıldığı her anı hatırlatan; suskunluk dayatıldığında yükselen sesin, geri adım istenildiğinde öne çıkan iradenin günüdür. 5 Nisan Avukatlar Günü yalnızca bir meslek günü değil, bu ülkede adalet için mücadele eden herkesin günüdür. Bugün yalnızca cübbemizi taşımakla yetinmediğimiz; aynı zamanda onun altındaki acıyı, öfkeyi ve umudu birlikte dile getirdiğimiz, bastırılan umutları, ertelenen adaleti yeniden haykırdığımız bir gündür.”
“MAHKEMELERDE ADALET DEĞİL SESSİZLİK YANKILANIYOR”
Sağkan yargı bağımsızlığına dönük saldırıları değerlendirdi: “Hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ihlal eden, yürütmenin yargı süreçlerine doğrudan müdahale ettiği duygusunu güçlendiren, hukuka aykırı çok sayıda uygulamaya tanıklık ediyoruz. Bu süreçte doğrudan siyasi sonuçlar yaratan işlemleri nedeniyle, yargının siyasi saiklerle hareket etmeye zorlandığı izlenimi doğuran; kişilerin ve avukatların ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi anayasal haklarını açıkça ihlal eden gelişmeler yaşanıyor. Mahkemelerin, hukukun temel ilkelerine ve yerleşik içtihada aykırı şekilde verdiği kararlar, yurttaşların hukuka olan güvenini derinden sarsıyor. Mahkeme salonlarında artık adaletin sesi değil, suskunluğu yankılanıyor. Haksız tutuklamalar, istisnalar değil, sistemli bir hukuksuzluğun ifadesi haline gelmiş durumda. Hukuka aykırı tutuklamalar nedeniyle yüzlerce genç, geçtiğimiz bayram sabahına ailelerinden, özgürlüklerinden mahrum bir biçimde uyanmak zorunda kaldı. Her yerde söylüyoruz: Bu ülkede, anayasal haklarını kullandıkları için müdahaleye uğrayan gençlerin, öğrencilerin, yurttaşların yalnız olmadıklarını hissettiren avukatlar var. İşte bugün buradalar. Yağmurda, çamurda öğrencilerin, yurttaşların haklarını savunmak için buradalar. Savunmayı savunmak için buradalar.”
“CÜBBEMİZİN DÜĞMESİZLİĞİ DİRENCİMİZİN SEMBOLÜDÜR”
Sağkan, konuşmasında avukatların kararlılığını vurguladı: “Bugün bir kez daha görüyoruz ki, avukatlık yalnızca bir meslek değil; hukukun, hak ve özgürlüklerin, adaletin sesi olma sorumluluğudur. Çünkü hakları ihlal edilen mağdurların talepleri bizim için yalnızca hukuki bir vaka değil, adalete erişim hakkını gerçeğe dönüştürme sorumluluğumuzu hatırlatan bir yardım çağrısıdır. Avukatlık yalnızca bir meslek değil, bir adanmışlıktır. Her gün yeniden kurulan bir sorumluluk, her duruşmada yeniden hatırlanan bir ilkedir. Cübbemizin düğmesiz oluşu, hiçbir otoriteye boyun eğmeyeceğimizin; cepsiz oluşu ise hiç kimseden hiçbir makamdan menfaat beklemeyeceğimizin simgesidir. Bizler, yalnızca hukukun temsilcisi değil, aynı zamanda vicdanın da taşıyıcılarıyız. Ve şimdiye kadar hiçbir güç bu vicdanı susturamadı, susturamayacak. Ne Gümüşhane Baro Başkanımız Ali Günday’ı ne de dört ayaklı minare altında Diyarbakır Baro Başkanımız Tahir Elçi’yi katlettiklerinde sindik… Susmadık, korkmadık, biat etmedik, itaat etmedik. Üç yılı geride bırakan yönetim dönemimizde üçüncü kez Türkiye Barolar Birliği ve barolarımızın ortak çağrısıyla yürüyoruz: Meslektaşımız Can Atalay hakkında verilen Anayasa Mahkemesi kararına uyulmadığında hukuka saygı için, 27 Nisan Büyük Avukat Mitingi'nde savunmanın bağımsızlığı için yürüdük; bugün yaşanan hukuksuzluklara ve mesleğimizin sıkıştırılmaya çalışıldığı kaosa karşı da 'savunmanın bağımsızlığı ve hukuka saygı' ana başlığıyla yürüyoruz.”
“AVUKATLAR EKONOMİK BASKI ALTINDA HAYAT MÜCADELESİ VERİYOR”
Sağkan, genç avukatların içinde bulunduğu koşullara dikkat çekti: “Buradayız çünkü bugün genç avukatlar, büyük hayallerle girdikleri bu meslekte ayakta kalma mücadelesi veriyor. Meslektaşlarımız, her sabaha ekonomik kaygılarla uyanıyor. Stajyer avukatlar, kamu kaynaklarının adil dağılımıyla hazineden ücret almaları gerekirken, ekonomik bağımlılık zincirine mahkum ediliyor. Adli yardım dosyaları için verilen emek, aylar sonra ödenen ücretlerle değersizleştiriliyor. Meslektaşlarımızın CMK görevlendirmeleri kapsamında hak ettikleri kanuni vekalet ücretleri ödenmiyor. Avukatlar kollukta, adliyede, mahkemede, sokakta, bürosunda hatta evinde şiddete uğruyor, öldürülüyor. Adliyelerin gerçek sahipleri olan avukatlar, adliye binalarında hakim ve savcılardan farklı muamelelere maruz bırakılıyor.”
“SAVUNMASIZ HİÇBİR YURTTAŞ BIRAKMAYACAĞIZ”
Açıklamasının sonunda Sağkan, “Buradayız çünkü bu mesleği itibarsızlaştırmak isteyenlere karşı, sadece mesleğimizi değil bu ülkenin geleceğini savunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bu meslek itibarsızlaştırıldığında yalnızca avukatlar değil; katledilen kadınlar, istismara uğrayan çocuklar, iş cinayetlerinde öldürülen işçiler, düşünce ve fikir özgürlüğü ihlal edilen gazeteciler, akademisyenler, yani yurttaşlar susturulur. Bugün burada yükselen ses, yalnızca Ankara’nın sokaklarında değil; Türkiye’nin dört bir yanında yankılanan bir haykırıştır. Buradan yükselen irade yalnızca bir meslek grubunun değil, adaletin, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin iradesidir. Bu iradeyi her şehirde, her ilçede, her adliye koridorunda haykırmaya ve yaşatmaya hazırız. Biz susmayız, sesi kesilmek istenenin sesi oluruz. Hiçbir yurttaşı savunmasız, hiçbir meslektaşımızı yalnız bırakmayız” ifadelerini kullandı.
ANITKABİR ZİYARETİYLE MİTİNG TAMAMLANDI
Yürüyüşün ardından TBB Başkanı Sağkan ve baro başkanları Anıtkabir’i ziyaret etti. Heyet, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıktı.