Amerika Birleşik Devletleri(ABD) ve Avrupa Birliği(AB) arasındaki güvenlik uzlaşmazlıklarının iyice görünür olmaya başlamasıyla AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in AB'ye olan ilgisi artmaya devam ediyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de 4-6 Mart tarihlerinde Avrupa Parlamentosu'nda konuşma yapmak üzere Belçika'nın başkenti Brüksel'e gidişini hatırlatarak AB ile ilgili görüşlerini anlattı.
Küresel sistemin ve bölgenin yeniden şekillenmekte olduğuna işaret eden Özgür Özel, önemli olanın Türkiye'nin kendisini nasıl konumlandıracağı, içinde derin belirsizlikler taşıyan bu dönemden Türkiye'nin kendisine bir zarar vermeden nasıl en akılcı yolu bulabileceği olduğu görüşünde.
ERDOĞAN'A “STRATEJİK FIRSATÇILIK” ELEŞTİRİSİ
Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin başta AB olmak üzere müttefikleriyle sorunlu bir ilişki dönemine girmesini ve Ukrayna krizinde hızlı dönüş yapmasını, tıpkı göçmen meselesinde olduğu gibi bir tür “stratejik fırsatçılığa” çevirmek istediğini düşünen Özel, Erdoğan'ın AB’yi Türkiye'de iktidarda kalabilmek için kullanmaya, araçsallaştırmaya çalıştığını, sürecin hiçbir noktasında atılması zorunlu demokratik adımlardan bahsetmediği görüşünde.
Recep Tayyip Erdoğan'ın sığınmacılar için en 40 milyar dolar harcandığını söylediğini hatırlatan Özgür Özel, AKP'nin bu yolla AB'den “eleştiri muafiyeti” kazandığı yorumunu yaptı. Özel'e göre AKP'nin bu politikası nedeniyle ekonomik, sosyal, kültürel, demografik maliyetlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sırtına yüklendi ve AB ile Erdoğan iktidarı arasındaki bu mutabakat Türkiye için bir kaybet-kaybet denklemi oldu.
TÜRKİYE GÜVENLİK MİMARİSİNDE NASIL YER ALACAK?
Avrupa’nın Donald Trump'la yaşanan anlaşmazlık sonrası güvenlik mimarisinin yeniden şekillendirilmesi gibi arayışları hızlandırdığını belirten Özgür Özel, son zamanlarda, Avrupa’nın en sıcak gündemlerinden biri, Avrupa coğrafyasının güvenliğinin, ABD’ye olan bağımlılığının azaltılarak nasıl sağlanacağı olduğuna işaret ederek bu bağlamdaysa, Türkiye’nin, yeni güvenlik mimarisinde nasıl yer alacağı, hayatî bir soru haline geldiği görüşünü savundu.
CHP'nin AB ile ilişkilerin yeniden ilke temelli bir ilişki haline gelmesini savunmakta olduğunu vurgulayan Özel, sığınmacı meselesinin diğer her şeyi unutturan, yok sayan bir unsur olarak görülmesine karşı çıktıklarını belirtti.
Özgür Özel, Avrupa’nın güvenlik konusunda özerkleşebileceği, ABD’ye bağımlılığını azaltabileceği bir güvenlik sisteminin inşası için, Türkiye’nin aktif ve dengeyi hiçbir zaman terk etmeyen bir rol oynaması gerektiğini savunuyor. Özel, ABD’yle ve diğer küresel güçlerle dengeli bir ilişki içinde kalarak Avrupa güvenlik mimarisinin parçası olmakla, Avrupa’nın bekçiliğini üstlenmek arasında bir ayrım yaptıklarını, bu noktada İlkini savunurken, ikincisini net bir şekilde reddettiklerini belirtti.
AKP İLE AYRILDIKLARI NOKTA
AB ile ilişkiler konusundaki yaklaşımlarında Erdoğan iktidarıyla ayrıştıkları bir diğer hususun da güvenlik ve strateji ile demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti arasında pozitif bir ilişkiyi savundukları olduğunu söyleyen Özgür Özel, sığınmacılar üzerinden kurulan al-ver ilişkisinin, bu defa da “güvenlik sağlama” üzerinden kurulmasına karşı çıktıklarını belirtti.
Özel ayrıca AB'nin şu dönemde bir güvenlik kaygısı içinde olduğunun doğru olduğu fakat AB'nin bir güvenlik örgütü olmadığı görüşünde.
AB'YE KENDİ DEĞERLERİNİ HATIRLATMA
Özgür Özel, Türkiye’nin yıllar önce kaybettiği öngörülebilir, güvenilir, saygın bir ülke olma özelliğini yeniden kazanıp, gerekli reformları yaparak AB yolunda yürümesi, gerektiğinde AB’ye kendi değerlerini de hatırlatarak onu ilke zeminine çekmesi ve Avrupa’da demokrasinin güçlendirilmesinin CHP’nin AB sürecindeki ana vizyonunu oluşturduğunu belirtti.
CHP iktidarında “ışık hızıyla” Kopenhag Kriterlerini hayata geçireceklerini vurgulayan Özel. Avrupa ile ilkesiz al-ver pazarlıkları içine girmeyeceklerini, demokratik ve özgürlükler zemininde üzerlerine düşeni yapacaklarını ve Türkiye’yi AB’nin ayrılmaz bir parçası haline getireceğiz.