ERSİN EROĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ülkede uzun zamandır görülmeyen bir sokak tepkisiyle karşılaştı.

Bu hareket, Gezi olayları kadar kitlesel ve uzun soluklu olmayacak gibi görünse de özellikle uzun yıllardır sokaktan çekilen demokratik kitle örgütleri, üniversiteliler ve belki de en önemlisi Z kuşağının apolitik bir yerde durmadığını ortaya koydu.

İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart sabahı gelişmeleri takip etmek üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün önündeydim. Vatan Emniyet’e çıkan tüm yollar barikatlarla çevrelenmişti ve binlerce polis görev yapıyordu.

İmamoğlu’na yönelik terör ve mali suçlar iddiasıyla düzenlenen iki dosyanın ayrıntılarını bir haftadır konuşuyoruz. Belli ki önümüzdeki süreçte de konuşmaya devam edeceğiz.

Fakat, bu yazının konusu başka…

İmamoğlu gözaltına alındıktan sonra Emniyet önüne tepki için vatandaşlar toplanmaya başladı.

Emniyet önüne öğle saatlerinde gelen kitlenin çoğunluğu gençlerdi. Ve hatta CHP’nin il, ilçe örgütlerinin büyük çoğunluğu ya Saraçhane ya da Şişli’deydi.

Gençlerin elinde Türk bayrağı ve içlerinde Bozkurt işareti yapanlar vardı.

Tam bu sırada İmamoğlu’nun bir gün önce diplomasını iptal eden İstanbul Üniversitesi’nden haberler gelmeye başladı. Beyazıt Kampüsü’nde gençler eyleme başladı. Beyazıt’tan başlayan tepki ODTÜ, Bilkent, Yıldız Teknik ve İTÜ’ye yayıldı.

Özgür Özel’in çağrısıyla hem üniversitelerdeki gençler hem de Emniyet önündeki kitle Saraçhane’ye yürüdü. İlk gün uzundu…

Saraçhane’deki kitlenin dağılmasıyla içlerinden bir grup Vatan Emniyet önüne gelerek slogan atmaya başladı.

Sloganlar hukuksuzluğa karşı bir tepki olmakla birlikte milliyetçiliğin ağır bastığı söylemlerdi.

İkinci gün Emniyet önü sakin üniversiteler daha da hareketliydi. Akşam çağrı yine 20.30’da Saraçhane’yeydi.

Saraçhane eylemlerinde gençlerin talebiyle otobüste bir temsilci konuşuyor, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve eğer oradaysa Mansur Yavaş halka hitap ediyordu.

CHP lideri Özgür Özel’in konuşması ve otobüsten inmesiyle ise kitlenin büyük bölümü evlerine dağılıyordu.

Bir grup hariç…

O grup Saraçhane’deki İBB binasının karşısında olan Bozdoğan Kemeri önüne gidiyor ve polisle karşı karşıya geliyordu. Günün sonu ise biber gazlı sert polis müdahalesi ile sonuçlanıyordu.

Bu süreç tam bir hafta devam etti.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve CHP lideri Özgür Özel’in dağılma anonslarına kitle tepkiyle karşılık veriyor ve “Mitinge değil, eyleme geldik” sloganı atıyorlardı.

Peki kim bu gençler?

İçlerindeydim… Birkaçıyla konuşma fırsatım da oldu.

Gezi eylemlerini de takip eden biri olarak belirgin bir ideolojik fark gözle görünüyordu.

Gezi’de kitlenin önünde sol/sosyalist gruplar vardı.

İmamoğlu operasyonu sonrası toplanan gençlerde polisle karşı karşıya gelen gruplar 2000 sonrası doğumlu ve kendilerini milliyetçi/Atatürkçü olarak tanımlıyorlar.

En sık taşıdıkları pankartta 2. Abdülhamid’e karşı İttihatçıların kullandıkları “Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet” sözleri bulunuyor.

Aslında CHP gençliği polisle karşı karşıya gelen bu kitlenin içinde yok. Bu gençler kendilerini CHP’li olarak da görmüyorlar. Gençler, katı iktidar karşıtı fakat kendilerini ait hissettikleri bir parti yok. İdeolojik olarak Zafer Partisi’ne yakın diyebilirsiniz ancak Zafer Partili de değiller.

Bu gençlerin omuzlarında Türk bayrağı, ellerinde Enver-Talat Paşa’nın fotoğrafları var. Terör karşıtı sloganlarla polisle karşı karşıya gelen grup, gençlikte yükselen yeni dalgayı da gösteriyor.

Neo ittihatçı olarak tanımlayabiliriz belki de bu kitleyi. Onları bu çizgiye çeken şeylerden biri büyüdükleri dönemdeki göçmen dalgası olabilir. Almanya, Fransa, İtalya’da benzer bir durum var.

AKP dışında bir iktidar görmeyen bu yaş grubu kendilerini geleceksiz olarak görüyor. Eylemlerde çok cesurlar. Büyük olasılıkla kaybedecek bir geleceklerinin olmadığını düşünüyorlar.

Ve örgütlü değiller, ayrı ayrı yerlerden gelen ve aynı düşünce yapısında olan gençlerin esas tepkisi baskı ve hukuksuzluğa karşı durmak gibi görünüyor.

Yakın tarihte kendilerinden çok söz ettireceklere benziyorlar. Saraçhane’de gün yüzüne çıkan bu gençler, hem siyaset sosyolojisi açısından hem de partilerin çalışmalarında daha da gözle görülür hale geleceklerdir.