Bilim ve Gelecek Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ender Helvacıoğlu, demokrasi kavramını ve sınıflar arasındaki ilişkisini Marksist bir perspektifle ele aldı. Ender Helvacıoğlu, yazısında demokrasi tanımının gerçek hayatta karşılığı bulunmayan bir ütopya olduğunu ve sömürücü egemen sınıfların hiçbir zaman demokrasiden yana olmadığını savundu.
SÖMÜRÜ VARKEN DEMOKRASİ OLMAZ
Helvacıoğlu, sömüren ve sömürülen çelişkilerinin hüküm sürdüğü toplumlarda, sözlük tanımına uyan bir yönetim biçiminin geçerli olamayacağını belirtti. Ender Helvacıoğlu demokrasinin, egemen sınıflar tarafından bahşedilen bir hak olmadığını, ezilen ve sömürülen emekçi sınıfların talebi olduğunu ve ancak mücadele ile kazanılabileceğini ifade etti.
Yazısında, tarihi süreçte burjuvazinin “ilerici” veya “demokrat” olup olmadığını sorgulayan Helvacıoğlu, burjuvazinin en “ilerici” olduğu dönemlerde dahi kadın ve çocuk emeğini acımasızca sömürdüğünü, köle ticareti ve sömürgecilik yaptığını öne sürdü.
“BURJUVA DEVRİMLERİ” NİTELEMESİNE ELEŞTİRİ
Ender Helvacıoğlu, İngiliz, Amerikan ve Fransız devrimleri gibi tarihi olayların “burjuva devrimleri” olarak nitelenmesinin doğru olmadığını savundu. Bu devrimleri “demokratik halk devrimleri” olarak tanımlayan Helvacıoğlu, burjuvazinin bu devrimlere sonradan “el koyduğunu” ve dolayısıyla burjuvazinin hak etmediği “ilericilik ve demokratiklik” gibi niteliklerden kurtulmak gerektiğini belirtti.
Ender Helvacıoğlu, “burjuva demokrasisi” kavramının, “burjuvazi tarafından el konulan” veya “sınırlandırılmış demokrasi” olarak anlaşılmasının tarihsel açıdan daha doğru olacağını söyledi. Helvacıoğlu, burjuva dünyasında demokrasinin bir ütopya olduğunu, bu ütopyaya ancak mücadele ile ve burjuva dünyasından kurtulunarak yaklaşılabileceğini ifade etti.
Yeni köşe yazım: “Demokrasi ütopyası”. Burjuva dünyasında demokrasi bir ütopyadır. Burjuva distopyasına karşı emeğin ütopyası…https://t.co/QPTk8xQFiz
— Ender Helvacıoğlu (@EHelvacioglu) August 29, 2025