TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Dr. Merdan Yanardağ ve Prof. Dr. Emre Kongar, 18 Dakika programında Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını değerlendirdi. CHP'nin eski genel başkanının kurultaya üç gün kala yaptığı "aday olmayacağım" açıklaması, programda detaylı biçimde ele alındı.

Kongar, Kılıçdaroğlu’nun aday olmama kararını "asaletine uygun bir tutum" olarak yorumladı. Bu yorumu destekleyen Yanardağ, Parti içi iktidar hesaplarını boşa çıkardığını, iktidar medyasının operasyonlarını da etkisizleştirdiğini savundu. Aday olmayacağını açıklayan ismin, "Cumhuriyet Halk Partisi içinde hâlâ etkisi olan bir figür" olduğunu vurguladı.

Öteyandan Yanardağ ise açıklamada kullanılan dili sert biçimde eleştirdi. “Bu dili yakıştıramadığımı özellikle belirtmek isterim” dedi. Aday olmama kararının gerekçelerinde, ‘muhalif medya’ ve ‘paranın tetikçileri’ gibi ifadelerin kullanılmasına tepki gösterdi. Bu tür suçlamaların muğlak bırakılmasının kamuoyunu hedef aldığı uyarısında bulundu.

“KİM BU MÜESSES NİZAMIN TETİKÇİLERİ?”

Programda yer alan değerlendirmelerde, açıklamanın muhatap göstermeden herkesi suçlayan bir dile yaslandığı belirtildi. Yanardağ, “Müesses nizamın tetikçileri kim? Paranın tetikçileri kim? Bunlar kimse açık açık söylenmeli” diyerek eleştirilerini sürdürdü. Muhalif medya içerisinde bu tür yapılar olmadığını savundu. "Üç televizyon kanalının lisansı iptal edilmek isteniyor, Kılıçdaroğlu hangi düzenden bahsediyor?" sorusunu gündeme taşıdı.

Ayrıca, CHP çevresinden bazı isimlerin Ekrem İmamoğlu'na yönelik yargı operasyonlarında rol oynadığına dair iddialara dikkat çekildi. Kurultayın iptali için savcılığa başvuru yapılması, gizli tanıklık teklifleri ve sosyal medya kampanyalarının da bu çevreyle ilişkili olduğu ileri sürüldü. Yanardağ, bu iddiaları Kılıçdaroğlu ile yaptığı bir telefon görüşmesinde yüzüne söylediğini aktardı. İddiaların abartılı olabileceğini kabul etti ancak kamuoyuna açık şekilde açıklama yapılması gerektiğini vurguladı.

“SİYASİ CESARET GÖSTEREMEDİ”

Kılıçdaroğlu’nun kişisel cesaretine dair bir sorun olmadığını belirten Yanardağ, asıl eksikliğin siyasi cesarette olduğunu söyledi. “Türkiye’yi Cumhuriyet çizgisinde tutacak bir siyasi cesaret göstermedi” eleştirisinde bulundu. Referandumlar ve seçimler sonrasında bu çizgiyi oluşturamadığını belirtti.

Ayrıca, açıklamada yer alan "aday olursam taşlarlar" gibi ifadelerle kararı alan kişinin aslında bu baskılardan etkilenmediğini söylediği ancak dolaylı biçimde bu tehditleri gerekçe gösterdiği ileri sürüldü. Bu durumun tutarsız bir dil yarattığı kaydedildi.

DİL VURGUSU VE SİYASİ STRATEJİ

Programda, CHP içindeki dilin sertleşmesinin AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da istismar edildiği dile getirildi. Erdoğan’ın "CHP’li isimler İmamoğlu hakkında bilgi verdi" şeklindeki sözleri hatırlatıldı. Muhalefet liderlerinin iktidarın söylem düzeyine yaklaşan açıklamalarının hem stratejik hem de siyasi olarak sakıncalı olduğu değerlendirildi.

Yanardağ, “Dil önemli. Bu açıklama aday olmama kararının olumlu etkisini büyük ölçüde gölgelemiştir” ifadesini kullandı. Açıklamanın içeriğinin, kurultay sürecinde birleştirici değil, bölücü bir etki yarattığını savundu.

Kaynak: ABC POLİTİK HABER MERKEZİ