William Shakespeare, eserlerinin oyuncularının karakter haritaları, profilleriyle bu dehanın insan doğasının karanlık ve bilinmez koridorlarını kapsayan, adeta bir “ruh mühendisliği”ne dönüşmüş yeteneğini yansıtır. Shakespeare, eserlerinin kahramanları üzerinden, insan doğasının medeniyet ve barbarlık arasındaki gelgitleri içinde, insan varlığının dizginlenemez hırsları, güce, iktidara ulaşma arzusu, vicdan azabı, patolojik aşk, maddi doyumsuzluk gibi düşünceleri ve bazı saldırganlık içgüdülerini bulmak mümkündür.

Shakespeare’in “Othello Trajedisi” adlı eserini bu bağlamda düşünmek gerekir. Shakespeare'in bu oyunu, Cinthio olarak bilinen İtalyan şair ve romancı Giovanni Battista Giraldi tarafından yazılan "Moor of Venice" adlı kısa hikâyeden esinlenerek yazdığı düşünülmektedir. Oyunun baş kahramanı olan Othello, ise mağribi siyahi bir komutan olup ve Osmanlı donanmasına karşı savaşıyla askeri kariyerini ispatlamış bir savaş kahramanı olarak bilinmektedir. Bu aktör, bu oyunda anlatılan şekliyle Venedik’li senatör Brabantio’nun kızı Desdemona’yla bir evlilik yapmıştır. Venedik’in soylu ve muktedir ahalisi ise tarihsel bir ırk ayrımcılığı ile bu evliliğe karşı çıkmaktadır. Iago ise Othello’nun emrinde olan bir sancaktar ve şeytan figürünün vücut bulduğu bir hali temsil etmektedir. Diğer kahramanlar ise Venedikli asilzade Roderigo, Othello’nun yardımcısı Cassio, Venedik’in eski Kıbrıs valisi Montano, Iago'nun nişanlısı Emilia. Mesele şu ki, işte o ünlü trajedide kopan kıyamet, bu aktörler arasındaki entrikalar, ihanetler ve bunun yol açtığı patolojik ruhsal taşkınlıklar üzerinden gerçekleşmektedir.

“Othello trajedisi”, modern yüzyıl insanının ruhsal dünyasının marazlarını anlamaya çalışan modern ruh bilimlerine “Othello Sendromu” denilen bir ruhsal sapma şeklini ifade eden kavramı kazandırmıştır. Bu hastalıklı duygusal yönelim nedeniyle, kişide kıskanılan özneyi yok etme ölçüsünde bir saldırganlık üreten, ruhsal bozukluğa dönüşen davranış şeklini, modern yüzyıl insanının kıskançlık (invidia) üreten doğasında farklı ölçülerde ve şekillerde bulmak mümkündür.

Bu eserlerde, ana kahramanları bir felakete sürükleyen mutlaka bir kıyamet zorlayıcıları olmuştur. Othello’da ise “kader oklarının vurup deviremeyeceği” bir kahramanı yıkıma götüren ise marazi kıskançlık ve şüphe tohumlarını bir zehir gibi Othello’nun kulaklarına akıtan Iago olmuştur.

Bu bağlamda, modern yüzyıl politikasında da güce, iktidara, maddi güce, şöhrete, ya da bir arzu öznesine, nesnesine ulaşma şeklini etkileyen ya da bu yolu değer, etik ne varsa bunlardan arındıran Iago gibi tiplemeler olmuştur.

Modern yüzyılın iktidar ilişkileri içinde Iago gibi tipleri fazlasıyla bulmak mümkün. Ana aktör liderleri, yalan, entrika, psikolojik manipülasyonla yoldan çıkarıp, etrafında boş bir hale yaratan şeytani figürlerin içinde, Iago ruhunu bulmak mümkün.

Ve meseleye dönersek, William Shakespeare eserlerinde ortak olan bir temel özellik, kahramanların hatalarının bedelini oyunun sonunda hayatlarıyla ödeyerek, ortalığın kan revan içinde kalmalarına yol açmalarıdır. Othello’da da görülen dehşet bu olsa gerek.

Shakespeare eserleri, insan varlığının hayatını anlamlandırmaya çalışırken ulaşmaya çalıştığı amaçlarının körleşmiş bir araçsallığa dönüşmesinin hikâyesini anlatır. Bu eserler, aynı zamanda, insan doğasını bencil bir kişisel hırs saplantısına esir düşerek, akıl almaz saplantılara yönelmesiyle yaşamın doğal akışında gelişebilecek süreçleri trajediye dönüştürmesinin bir hikâyesini anlatır.

İlgilenenler için not:

Tiyatro Oyunu, Othello

Yazan: W. Shakespeare, Kadıköy Moda Sahnesi,

Yöneten: Kemal Aydoğan