Suriye’de yaşayan Kürt nüfus Suriye’de olduğu gibi Türkiye’de de sürekli tartışma konusu olmuştur. Özellik Suriye de yaşanan gerici darbe sürecinde Kürtlerin ne yapacağı, nasıl bir tavır alacağı hep tartışılmıştır. Kürtler çatışma süreci öncesinde BAAS partisi iktidarına katılmış, Kürt kimliği ile sivil örgütlenmelere sahip olmuştur. Gerici saldırıların ilk başladığı dönemde, BAAS iktidarı bazı kesimleri, kendi bölgelerini saldırılarda korumaları için silahlandırdı. Devletin silahını alan ve bu görevi üstlenen her bireye de maaş bağladı. Ermenileri, Hristiyanları, Süryanileri,, Alevileri, Kürtleri Dürzileri ve bazı Berri aşireti gibi bazı güçlü Sünni aşiretleri bu çerçevede silahlandırdı. Kürtler ilk silahı Suriye devletinden aldılar. Yaşadıkları bölgelere gerici örgütlerin saldırması durumunda, Suriye ordusu yetişene kadar yaşam alanlarını savunmaları istendi. Böylece YPG silahlı yapılanma olarak ortaya çıktı. YPG bünyesinde yer alan Kürtler Devletten maaş ve silah alarak örgütlendiler.
Suriye de çatışmaların yoğunlaştığı süreçte Suriye’nin Kuzey doğusunda yaşayan Kürt halkı bu saldırıların püskürtülmesinde önemli işlevler üslendiler. Bu süreçte bütün bir halkı askeri eğitimden geçirerek, bölge savunmasında aktif olarak yer almalarını sağladı. YPG bu süreçte güçlenerek askeri örgütlenme halini dönüştü. Özellikle Aynel Arap (Kobani) kasabasının savunulmasında -ki buraya IŞID saldırmıştı- ciddi bir direniş göstererek IŞID’ı püskürmüşlerdir. Bu süreçte IŞID terör örgütüne karşı Kürt halkını koruma bahanesiyle Kuzey Irak’ta mevzilenmiş Amerikan askerleri, tarihte ilk kez Suriye coğrafyasına adımlarını attılar.
PYD ABD işbirliği bu süreç sonrasında bölgede açıkça devam etti. ABD örgütlenmesi olan ve Suriye’ye Türkiye toprakların tam teçhizatlı olarak giren Irak Şam İslam Devleti (IŞID) isimli radikal cihatçı terör örgütü kısa sürede bölgede PYD tarafından kontrol altına alınarak, dağıtıldı. Bir kısmı Uçak ile Türkiye üzerinden Libya ve Yemen’e taşınırken bir kısmı da yeniden Irak’a gönderildi. Ağırlıklı olarak bölgede kalan IŞID militanlarının ailelerinin ise Rakka kentinde açık kamp gibi çevrilmiş kontrollü bölgede barınmaları sağlandı.
ABD askerleri bu süreçte IŞID terör örgütünün saldırısını bahane ederek Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeye askeri olarak girmiş oldu. Bu gün o bölge Amerikan üssü olarak kullanılmakta ve İsrail’in savunmasında aktif görev alacak biçimde örgütlenmektedir.
Ağırlıklı olarak 1925 Şeyh Said isyanı sonrasında Türkiye’den kaçarak Suriye topraklarına sığınan 5-6 aşiretin oluşturduğu nüfusun yaşadığı bölge tamamen PYD üzerinden Amerika’nın kontrolüne girmiş oldu. Türkiye’de ki 1925 te yaşanan ayaklanma sonrasında ağır bir yenilgiye uğraya gerici harekete katılan aşiretlerin bir kısmı devletten korkarak Suriye’ye sığındılar. 5-6 aşirete bağlı bu nüfus zaman içerisinde çoğalar 200- 250 bin nüfusa kadar ulaşmışlardır. Bu gün ki PYD’nin ağırlığını oluşturan kesim de bu 1925 göçmeni nüfustur.
Suriye de ki Kürt nüfusun tarihsel sürecine ve bu gün geldiği noktaya kısaca bakalım.
TARİHSEL OLARAK SURİYE KÜRTLERİ
Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de bölünmüş olarak yaşayan 25-30 milyon civarındaki Kürt nüfus arasında en az dikkat çeken kısmı Suriye Kürtleridir. Suriye’de yaşayan en büyük etnik azınlık grubunu oluşturan Kürtlerin nüfusu 1,2 milyon civarındadır. Suriye nüfusunun yüzde 7-8’ini oluşturan Suriye Kürtlerinin tarihi ise çok eskilere dayanmaktadır. Şam ve Halep şehirleri başta olmak üzere Suriye’de yaşayan Kürtlerin önemli bir kısmı Haçlı seferlerine karşı mücadele etmek için gelenlerdi. Sonraki dönemlerde bazı önemli Müslüman Kürt alimlerinin bölgeye yerleşmesiyle Şam ve Halep’teki Kürt nüfusu sürekli bir şekilde arttı. Özellikle Selahaddin Eyyubi döneminden itibaren Şam’da önemli bir Kürt nüfus oluştu.
Eyyubiler ve Memlükler döneminde Şam’ın ve Halep’in yönetiminde görev alan Kürtler yaklaşık 400 yıl Ortadoğu coğrafyasına hakim olan Osmanlı devleti döneminde varlığını devam ettirdi. 19.yy’da Osmanlı yönetimi tarafından Anadolu ve Irak’tan bölgeye yerleştirilen Kürt aşiretleri ile bölgede yaşayan Kürtlerin nüfusu daha da arttı. Bu dönemde Suriye Kürtleri, özelikle Şam ve Halep civarında, Hatay’ın güneyinde Cebel-i Ekrad ( Kürt Dağı), Afrin bölgesinde yaşadılar.
Osmanlı Devletinin I.Dünya savaşından yenik çıkması ile bölge haritası yeniden çizilince Suriye toprakları Fransız işgali altına girdi. Böylece bölgede yaşayan Kürtler Osmanlı’dan ayrılmış oldu. Lozan antlaşması ile Türkiye Suriye sınırı kesinleşince Türkiye’nin Güneydoğusunda yaşayan Kürtler ile Suriye tarafında yaşayan Kürtlerin arasına sınır çizilmiş oldu.
Türkiye’nin bağımsızlığını kazanmasından iki sene sonra Türkiye’nin doğusunda yaşanan Şeyh Sait isyanı hem Türkiye için hem de Suriye için yeni bir dönemi başlatıyordu. İsyana karışan Milli ve Miran aşireti liderleri Türkiye’yi terk ederek Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Cezire bölgesine yerleşti. 1927 yılında hükümetin uygulamaya koyduğu Şark Islahat planı çerçevesinde ise 20-25 bin kadar Türkiye Kürdü Cezire bölgesine göç etmek zorunda kaldı. Böylece Suriye’nin kuzeydoğu sınırlarında bulunan Cezire bölgesi Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı bir bölge haline geldi.
SURİYE’DE KÜRTLERİN YERLEŞİM ALANLARI
Suriye Kürtlerinin bir kısmının anavatanı Suriye toprakları olmasının yanı sıra bir kısmı da Türkiye ve Irak’tan bölgeye göç etmiştir. Türkiye ve Irak’tan göç edenler genelde Cezire Bölgesinde yaşamaktadırlar. Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bölgeler; Dicle nehrinden Kürt Dağı’na kadar olan 18.300 kilometre kareyi içine alan bazen incelip bazen de genişleyen bir alanı kapsamaktadır. Suriye’de Kürtler genelde idari olarak Haseki vilayeti ve Halep vilayetine bağlı yerleşim merkezlerinde yaşamaktadırlar. Haseke vilayetinin kuzeyi (Cezire Bölgesi), Halep vilayetinin kuzeybatısında yer alan Kürt Dağı (Afrin), ve Fırat’ın Suriye sınırına girdiği yerde bulunan Ayn El Arab, Kürt nüfusunun yoğun olarak bulunduğu yerlerdir. Ekonomik nedenlerle bu kırsal alanlardan göç eden Kürtler Halep ve Şam’da önemli bir Kürt nüfusu oluşturmaktadırlar.
HASEKİ VİLAYETİ VE ÇEVRESİ KÜRT NÜFUSUN YOĞUN YAŞADIĞI BÖLGEDİR
Türkiye, Irak ve Suriye sınırını dayanmış olan Haseki, Suriye’nin en büyük kentlerinden biridir. 2013 yılı itibari ile nüfusunun 2 milyona yakın olduğu tahmin edilen Haseki vilayetinin idari olarak;
Haseki Merkez ilçe, Kamışlı, Malikiye ve Rasul Ayn olmak üzere 4 ilçesi ve 16 nahiyesi bulunmaktadır. İl içinde kırsal nüfus oldukça yoğun olup vilayetin 1683 adet köyü bulunmaktadır. Suriye’de Kürt nüfusun en yoğun olarak yaşadığı bölge hiç şüphesiz Cezire(Haseke) Bölgesidir. Kürtler bu bölgede 280 km uzunluğunda 19-57 km genişliğinde dar bir koridor içinde yaklaşık 700 köyde yaşamaktalar. Kuzey Cezire Bölgesindeki Kürtler’in bir kısmı Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasından sonra Suriye sınırları içerisinde yerleşik hale gelenlerden oluşmaktadır. Buradaki halk hayvancılıkla uğraşmakta olup hayvanlarını sonbaharda Toroslardan daha aşağı bölgelere indirerek Kuzey Cezire’yi de kış merası olarak kullanmaktadırlar. Bununla birlikte bölgedeki halkın bir kısmı da 1925 yılında Anadolu’da çıkan Şeyh Said isyanının ardından bölgeye göç edenlerden oluşmaktadır. Anadolu’dan gelen bu Kürtler verimli geniş tarım arazilerine yerleşmişlerdir.
HALEP
Tarihi bir şehir olan Halep 5.000.000 civarı nüfusu ile Suriye’nin en kalabalık vilayetidir. Vilayet kuzeyde ve batıda Türkiye (Hatay, Kilis, Gaziantep), doğusunda Rakka, güneybatısında İdlib, güneyinde Hama vilayetlerine komşudur. Halep merkezde, Kürtler yoğun olarak Şeyh Maksut ve Aşrafiya (Eşrefiyye) olmak üzere iki mahallede yaşamaktadırlar. Arap Baharı olaylarının başlamasından itibaren yoğun çatışmaların yaşandığı bu iki mahallede Araplar da bulunmaktadır. Halep’teki Kürt nüfusunun sayısı hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Kürtler ayrıca Halep kırsalındaki köylerde de yoğun bir şekilde yaşamaktadırlar. Halep vilayetinde Kürt nüfusunun çoğunlukta olduğu yerleşim yerleri;
AFRİN İLÇESİ
Afrin, Halep’in kuzeybatısında bulunur. Birçok köy ve kasabayı da içine alan Afrin’in toplam nüfusu 2012 tahminî 250.000 civarıdır. Bunun yaklaşık 70.000’i Afrin merkezde yaşamaktadır. Nüfusun çoğunluğunu Kürtler oluşturmaktadır. Ancak Kürt nüfus olarak kabul edilenler arasında Yezidiler de bulunmaktadır. Afrin bölgesi 55 km uzunluğunda ve 75 km genişliğindeki bir bölgeyi kapsamaktadır. Reş Çayı bölgenin kuzey sınırını çizmekte, Afrin çayı ise bölgeyi ortadan ikiye bölmektedir. Halkın önemli bir kısmı Kürt’tür ve çiftçilik ile uğraşırlar. Afrin bölgesinin genelinin dağlarla kaplı olmasından dolayı bölgede düzlük alanlar azdır. Bölge -çoğunluk zeytin ağaçları olmakla beraber- ağaçlarla kaplıdır. Burada işletilen zeytinyağı kalitelidir ve Kürt yağı olarak bilinmektedir. Afrin, işsizlikten dolayı Halep’e yoğun bir göç vermiştir. Afrin’deki Kürtler, elverişli iklim ve verimli topraklar sayesinde Halep’e, zeytin, pamuk, süt, et, yün ve kilim ürünlerini satmaktadırlar. Afrin-Kürt dağı bölgesinde Türkiye’ye komşu Kızılbaş ve Bek obası Küçük Kargın gibi oldukça fazla Türkmen köyleri de bulunmaktadır. Kürt kaynakları Azzaz bölgesinde Türkmenler, Kürtler ve Arapların bulunduğunu ve Kürtlerin burada azınlıkta olduklarını ifade etmektedir.222
Bölgedeki toplam 26 Yezidi köyü Robariya aşiretine mensuptur. Ayrıca Şeyhan bölgesindeki dağlarda da Yezidiler yoğun olarak bulunmaktadırlar.
AYN-EL ARAP / KOBANİ İLÇESİ
Ayn-el Arab’ın ilçe merkezi Bağdat demiryolu kenarında 1910’lı yıllarda kurulan Alman şirketine ithafen kullanılan ‘kompany’ kelimesi Kürtçeleşerek ‘Kobani’ olarak adlandırılmıştır. Kürtlerin 120 adet köyde yaşadıkları tahmin edilmektedir. İlçenin 3 nahiyesi olup bu nahiyelerinden en kalabalığı olan Ayn El Arap’ta Kürtler çoğunluktadır. Kobani-Aynel Arap bölgesinde yaşayan Kürt aşiretleri temel olarak Berazi aşiretinin kollarından oluşmaktadır. Bunları Aladînan, Didan, Dinan, Kêtikan, Mîran, Ohîyan, Pîjan, Kurdîkan, Şedadan, Şêxan olarak sıralayabiliriz.
2004 KAMIŞLI AYAKLANMASI
Suriye tarihinde k en önemli ayaklanma Kamışlı ayaklanmasıdır. Haseke vilayetine bağlı Kamışlı kasabasında Mart 2004 tarihinde, El-Cihad ve El-Fütuva takımları arasında yapılan futbol maçında, Arap ve Kürt taraftarlar arasında başlayan şiddet olayları kısa bir süre içinde bütün Kürt bölgelerine yayındı. Olayların fitilini ateşleyen, yaşanan provokasyonlar sonucu Suriye Güvenlik Güçlerinin siyasi sloganlar atan Kürtler üzerine ateş açması olduğu iddia edilmekteydi. Nusaybin’in karşısında bulunan Kamışlı, Kürtlerin, Arapların, Ermenilerin, Süryanilerin ve Arap Hıristiyanların beraber yaşadığı bir şehirdir.
Bu şehirde yaşayan Kürt ve Ermenilerin büyük bölümü tehcir döneminde Türkiye’den gelmişlerdir. Bölge’nin genel olarak petrol ve doğalgaz yatağı olması da dikkat çekicidir. Kamışlı’daki şiddet olayları, Irak sınırındaki Deyrezor’dan gelen 2000 kadar Arap taraftarın maçta Saddam yanlısı, Barzani ve Talabani karşıtı sloganlar atması ve Kürt taraftarların da Deyrezor’lu Sünni Araplara karşı Bush ve Barzani’yi öven sloganlarla cevap vermesi sonucu kargaşa çıkmış ve bu kargaşa bir anda şiddetli bir çatışmaya dönüşmüştür.
Kürtler, Kamışlı’daki Araplarla ve güvenlik güçleriyle çatışmaya girerek, ‘işgal bitene kadar ayaklanma!’ gibi Suriye’de o ana kadar hiç dile getirilmemiş ayrılık içeren sloganlar atmışlardır. Kürtler ile Suriye devleti arasında tarihsel süreçte yaşanan en önemli çatışma budur ve ciddi kayıplar verilmeden kısa sürede sonlanmıştır.
KİMLİKSİZ VE VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILAN KÜRTLER
1925,1954 ile 1961 yılları arasında çevre ülkelerden Cezire bölgesine önemli bir Kürt göçü yaşanmıştı. Bu göçlerin ağırlıklı kısmı Türkiye’de yaşanan Şeyh Said ayaklanması diye tarihe geçen süreç sonrasında olmuştur. Bu ayaklanma sonrasında, ayaklanmaya katılan 5-6 büyük aşiret Türkiye sınırlarını geçerek Suriye topraklarına, ağırlıklı olarak Kamışlı bölgesine yerleşmişlerdir. Göç sonucunda bölge nüfusu 240 binden 340 bine çıkmıştır. Bunun üzerine Suriye Cumhuriyeti hükümeti Cezire’de bir nüfus sayımı yaparak, bölgeye sonradan gelenleri tespit etmeye yöneldi. Sayımda 1954 yılından önce bölgede yaşadığını kanıtlayamayan yaklaşık 200 bin Kürt kısa süre içinde yabancı statüsüne getirildi ve vatandaşlık hakları ellerinden alınarak, ikamet belgesi ile aynı bölgede yaşamaları sağlandı.
Suriye Anayasasına Sovyetlerden alınan bir madde gereği, ülkeye gelen sığınmacı statüsünde olan yabancılar, can güvenliklerini korumak için ikamet ettirilir. Ancak vatandaşlık verilmeyerek bir zaman sonra ülkelerine dönecekleri kabul edilir.
Suriye hükümeti 2011 yılında ülke genelinde yapılan gösteriler sonrasında vatandaşlık hakkı olmayan ve sayıları 300.000 civarında olan insanlara vatandaşlık haklarını verildi.
Suriye’de yaşayan Kürt halkının bu gününü ve HTŞ ile geliştirmeyi planladığı yeni dönem ile Suriye Türkmenlerini ise bir başka yazının konusu olarak ayıralım.